www.akasha.com.bz.tc
Giriş      İçindekiler     Dinler Tarihi  

ESKİ TÜRKLERİN DİNİ

Eski Türk Dinleri ve Totemcilik

Atalar Kültü

Eski Türklerde Kurban

Yer-Su

Şamanlık

 

Eski Türk Dini

 Eski Türk dini, Gök-Tanrı dinidir. Gök-Tanrı, bozkır topluluklarının din sisteminin ağırlık merkezini oluşturur; Hunlar, Tabgaçlar, Göktürkler, Uygurlar gibi eski Türk topluluklarında, kutsal varlıkların başında yer alır. Gök-Tanrı düşüncesinin, toprağa yerleşmiş topluluklara değil, daha çok avcılık, çobanlık ya da hayvancılıkla geçinen göçebe topluluklara özgü olduğu bilindiğinden, Gök-Tanrı düşüncesinin kökeni, Asya bozkırlarına bağlanmış, W. Koppers, bu inancın eski bozkır toplumlarının toplumsal ve ekonomik yaşamlarıyla sıkı ilintisini belirtmiş. Mircea Eliade, gök dinin Orta  Asya ve Kuzey Asya toplulukları için niteleyici bir sistem olduğunu yazmıştır. Türk tarihi ve kültürlerine ilişkin araştırmalarıyla tanınan Fransız bilgini R. Giraud’ya göreyse, Gök Tanrı inancı,  “bütün Türklerin ana kültü” dür. Orhun yazıtlarında, Türk Tanrı inancının temelleriyle ilgili bazı bilgiler vardır. Tonyukuk yazıtında bir çok kez adı geçen tangri ya da tengri, daha o çağda “ulusal” bir tanrı kimliği taşır. Göktürklerin Çin’den ayrılarak bağımsız bir devlet kurmaları (680-682) Onun istediğiyle gerçekleşmiş sayılır: Hakanı, Türklere "Tanrı" vermiş, ama topluluk, hakanı terk edince “tanrı” tarafından cezalandırılmıştır. Yani “tanrı”, Türk ulusunun hayat ve geleceğiyle ilgilenen bir "ulu varlık " durumundadır. Tonyukuk'a başarılar için gereken "bilgelik"i  o bağışlamıştır,Gök-Tanrı hakanlığını kuran Bumin ve İstemi'yi Türk töresini yürütmesi için tahta o çıkarmıştır. "Türk budunu yok olmasın..." diye İlteriş Hakan ile eşi İl-bilge hatunu, "tepelerinden tutup yükseltmiş" olan odur. Gök- Tanrı kavramının, (Kök-Tengri) kavramının, eski Türk dinlerinde önemli bir yer tuttuğu konusunda çok daha somut örnekler de vardır. Hun hakanı Mete, İ.Ö.170 dolaylarında, Çin hükümdarına yazdığı bir mektupta, kendisini tahta Gök-Tanrı'nın çıkardığını bildirmiş, Gök'ün yardımıyla ve kendi askerlerinin ve atlarının çabalarıyla çevresinde bulunan 26 devleti (Gansu'da ve Kuzey Tibet ile Batı Türkistan'a kadar uzanan komşu illerle birlikte Doğu Türkistan'da) ve bazı halkları yenerek, hunlaştırdığını belirtmiştir. Bir başka belgede de, Mete'nin ölümünden (İ.Ö.134) sonra yerine geçen oğlu Kun Sin'in Çin hükümdarının kendisine kurduğu tuzağı fark edince, sevinçle şöyle haykırdığı belirtilmiştir: "orada ast rütbeli komutanlara rastlamamı, Gök taktir buyurdu; kendimi korumamı, Gök nasip etti”

Görüldüğü gibi, eski çağlardan günümüze kalan belgelerde, devletin başına kağanı, Gök’ ün getirdiği belirtilmiş, devletin ve insanların yönetimi de Gök’e mal edilmiştir: Savaşlarda onun iradesiyle zafere  ulaşır. “Tanrı” , Türkün yaşamına doğrudan doğruya karışır; buyruklar verilir; iradesine boyun eymeyenler cezalandırılır, insanlara bağışladığı kut ve ülüg’ü , değerini bilmeyenlerden geri alır. Şafak söktüren ve bitkileri oluşturan da “Ulu Tanrı” dır ; O, yaşam verici ve yaratıcıdır. Ölümde, “tanrı”nın iradesine bağlıdır. Bütün bunlar, Gök Tanrı’nın eşi ve benzeri olmayan, insanlara yol gösteren, onların varlıklarına hükmeden, cezalandıran ve ödüllendiren bir "Ulu Varlık" olduğunu ortaya koymaktadır.

 

      Başa Dön