www.akasha.com.bz.tc
Giriş       İçindekiler       Dinler Tarihi

ESKİ MISIR DİNİ

Hayvanbiçimcilik

Osiris Efsanesi

Evrendoğum Kuramı

Piramitler ve Mumyalar

İ.Ö. 3000 dolaylarından, İ.S. 391'de Roma egemenliğine girinceye kadar eski Mısırlılar, çok tanrılı, biçimleri ve görevleri birbirinden farklı binlerce tanrı ve tanrıça içeren bir dine inanmışlardır. Bununla birlikte, eski Mısır dininin kökeninde, totemciliğin izlerine de rastlanır. Nil vadisinde yerleşmiş Tarihöncesi insanları, başlangıçta putlara tapmışlar, sonra zaman içinde, bu putlar birer tanrı düzeyine yükseltilmişlerdir. Her biri bir kentin, kasaba ya da köyün koruyucusu, yöneticisi sayılan bu tanrılar, ulaşım olanakları gelişip, insanların bilgileri arttıkça, yavaş yavaş birbirleriyle birleştirilmiş, küçük tanrılar daha büyük ve önemli tanrıların kişiliğinde eritilmiş ve sonunda baba, eşi ve oğlundan oluşan bir "üçlü" aile birliğine indirgenmiştir: Menfis'te, Ptah, Skemet ve oğulları Imhotep üçlüsü; Teb kentinde Amon-Ra, Mut ve Hons üçlüsü; Abidos kentinde, söz konusu üçlülerin en önemlisi olan Osiris, eşi İsis ve oğulları Horus üçlüsü.

Esiki Mısırlıların düş gücünün yarattığı garip biçimlerde,çoğunlukla da hayvan başlı insanlar biçiminde temsil edilen tanrıların en çok bilinenleri arasında çakal başlı Anubis, inek başlı Hator, şahin başlı Horus, atmaca başlı Mokot, dişi aslan başlı Seket, domuz başlı Seth, timsah başlı Şebek sayılabilir. Bu tanrılarda adı geçen hayvanların yanı sıra, Esik Mısır'da fareler, su aygırları, karacalar, ve kediler de , içlerinde tanrı kıvılcımı taşıyan hayvanlar olarak kutsal sayılmış, Menfis'te tanrı Ptah'ın  ya da Osiris'in ruhlarını taşıdıklarına inanılan Apis öküzlere tapılmıştır. Yukarı Mısır'ın  yerli tanrısı Khnum, bir koç-tanrı, yani koç başlı tanrıdır.

Adı "Güneş Kenti" anlamına gelen Heliopolis' te bütün tanrılar herhangi bir biçimde, Güneş'le ilgili sayılmışlardır: Horus, yeni doğan Güneş'i, Atım ya da Thum batan Güneş'i, Aton öğle Güneş'ini temsil ediyorlardı. Böylece Heliopolis, bir Güneş'e tapınma merkezi haline gelmiştir.

Sonraki yüzyıllarda Osiris'e tapınma başlıca din halini almış, Romalıların Mısır'ı ele geçirmelerinden sonra, İsis Roma dünyasına da girmiştir.

Dünya'dan sonraki yaşamla, yani ölülerin yaşamıyla, hiçbir yerde ve hiçbir dinde Eski Mısır'daki kadar ilgilenilmemiştir. Eski Mısırlılar, ruhun ölümden hemen sonra  "Amenti" adı verilen "Aşağı Dünya" ya indiğine ve oradaki  "Gerçeklik salonu"nda, Tanrı Osiris ile 42 yargıcından oluşan bir yargıçlar kurulu önünde yargılandığına inanıyorlardı. Bu inanca göre, yargılama sırasında ölçücü başı Anubis, bir terazinin bir kefesine bir tüy ya da başka bir gerçeklik işaretini  ya da ölünün ruhunu, öbür kefeye de o ruhun sahibi olan ölünün dünyada yapmış olduğu iyi işlerin listesini yerleştirir, sonra ölüye, işlemiş olduğu ama kabul etmek istemediği günahlarını itiraf etmesi söylenirdi: Ölünün ruhu, kaygı dolu gözlerler teraziye bakardı. Yapılmış iyi işler ağır basıyorsa, Ruha, 3000 yıl yaşamak için cennet bahçelerine (Ashlu) girme izni verilirdi. Günahlar listesi ağır basarsa, ruh, cezasını tamamlayıncaya kadar bazı "kirli" hayvanların bedenlerine girme cezasına çarptırılırdı. Bu ceza sonunda "ıslah" olmayan ruhlar, ya canavar Ammait tarafından yenir, ya da parça parça edilerek yok edilirdi.

             ....... Devam