www.akasha.com.bz.tc
Giriş       İçindekiler       Dinler Tarihi

DOĞU MİSTİZMİ

BUDDHİZM

ÇİN ÖĞRETİSİ

TAOİZM

ZEN

 

HİNDUİZM II

Halk arasıda sadece Gita olarak isimlendirilen bu yapın, Tanrı Krişna ile Savaşçı Aryuna arasında geçen konuşmaları aktaran bir şiirdir. Kendi kardeşleri ile savaşmak zorunda bırakılan Savaşçı Aryuna, büyük ruhsal ve ahlaki sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. (zaten Mahabharata'nın konusunu da bu büyük aile savaşı oluşturur.) Aryuna'nın kişisel savaş arabasının sürücüsü  kılığına bürünen Krişna kullandığı savaş arabasını harp eden iki ordunun tam ortasına  sürer v savaş alanındaki  bu dramatik durumda, Aryuna'ya  Hinduizm'in en önemli gerçeklerini ve doğrularını anlatmaya başlar. Tanrı'nın konuştuğu sırada arkadaki aile arası savaş sahnesi çabucak ortadan çekilir ve anlaşılır ki Aryuna'nın giriştiği savaş, aslında aydınlanma yolunda olan bir savaşçının çabalarıdır. İşte bu ortamda Krişa, Aryuna'ya şu öğüdü verir :

"Kalbinde gizlenmiş olan ve senin cehaletinden kaynaklanan o şüpheyi, aklının kılcı ile yok et. Büyük savaşçı, artık kişisel uyumunla, yani yoga yardımı ile, yücel,daha çok yücel"

Krişna'ın ortaya koyduğu spritüel kurallar, bütün Hinduist kurallarda da görülebileceği gibi, çevremizde yer alan cisimlerin ve oluşan olayların aslında aynı ve en büyük gerçekliğin farklı yansımaları olarak algılanması gerektiği yönündedir. "Brahman" olarak isimlendirilen bu gerçeklik, çok Tanrı'lığa rağmen aslında  Hinduizm'in temelini oluşturan gerçek bir monizme işaret etmektedir.

En yüce ve nihai gerçeklik olarak isimlendirilen Brahman, tüm cisimlerin "ruh" ya da içsel öz olarak algılanmalıdır. O, sonsuzdur, ve her şeyin üstündedir. Akıl ve kelimelerle açıklanamaz ve kavranamaz bir özelliğe sahiptir. Brahman, başlangıcı olmayan ve büyük olandır. Ayrıca hem olanın ve hem de olmayanın ötesindedir. O yüce ruh anlaşılmazdır; o, sınırsızdır ve doğmamıştır; O'nun hakkında tartışılamaz ve düşünülemez. Ancak buna rağmen insanlar gerçeklik hakkında konuşmak ve tartışmak arzusunu bastıramamışlardır.  Böylece, zaten mitoslara çok yatkın olan Hindu bilginler, Brahman'ı bir Tanrı olarak göstermeye ve onun hakkında mitolojik bir dil ile konuşmaya başlamışlardır. Bu Tanrı, bir çok farklı özelliklere sahip olduğundan, Hindu'lar, onun özelliklerini cisimleştirerek, tapmak üzere, sayısız Tanrı ve Tanrıça motifleri yaratmışlardır. Ama dinsel kayıtlarda da açıkça görülebildiği gibi, bu Tanrı'ların tümü, aslında en yüce ve nihai gerçekliğin yalnızca basit bir yansımasıdır :

"İnsanlar, bu Tanrı'ya tap, şu Tanrı'ya tap diyorlar. Herkes bunu söylüyor. Aslında bu, O'nun (Brahman'ın) ürünüdür. Ve O, Tanrıların tümüdür".

Hinduist inanca göre, Brahman'ın insan ruhunda bulunması Atman'ı ortaya çıkartmıştır. Ataman ve Brahman'ın aslında bir oldukları ve Atman'ın kişisel ve Brahman'ın  da evrensel gerçekliği yansıtan birer olgu oldukları fikri, Upanişad'ların en önemli temelidir :

" En önemli olan öz O. İşte bu dünyanın tümü O'nu, kendi ruhu olarak olarak taşır. İşte bu gerçekliktir. Bu Atman'dır. Bu sensin ". 

Hindu mitolojisinde tekrarlanan en önemli  konu, içinde yaşadığımız dünyanın, Tanrı'nın kendisini feda etmesiyle meydana gelmiş olmasıdır. Aslında, "kendini feda etmek" kavramı burada hiç kuşkusuz " kendini kutsallaştırmak " anlamında kullanılmıştır. Böylece önce Tanrı dünya biçimine, sonunda da dünya yine Tanrı biçimine dönüşmektedir. Tanrı'nın bu yaratma özelliği, "lila" yani tanrısal gösteri olarak isimlendirilmiştir.  Dünya da, Tanrısal gösterinin sunulduğu bir sahne olarak düşünülmektedir. Hindu mitolojisinde  görüldüğü gibi, " lila "nın çok güçlü sihirsel bir anlamı vardır. Brahman, kendini dünya biçimine dönüştüren büyük bir sihirbaz olarak düşünülmekte ve bu dönüşümü " sihirsel yaratma gücünü ( yani Rig Veda 'da geçen " maya" kavramının esas anlamına uyarak) kullanarak gerçekleştirebilmektedir. Ancak Hint felsefesinin temelini oluşturan söz konusu " maya" kavramı, yüzyıllar içinde büyük bir anlam kaymasına sahne olmuştur. İlk önceleri Tanrısal aktörün ya da sihirbazın "gücü" ya da "becerisi" anlamına gelen maya kelimesi, daha sonraları sihirli gösterinin büyüsüne kapılmış bir insanın psikolojik durumunu açıklayan bir kavram biçimine dönüşmüştür. Tanrısal  "lila"nın  sonsuz biçimlerini gerçekliğin kendisiyle karıştırdığımız ve bu çeşitliliğin temelinde yatan Brahman'ın birliğini kavrayamadığımız sürece , maya nın büyüsüne kapılmış bir durumda bulunuruz.