www.akasha.com.bz.tc
Giriş       İçindekiler       Dinler Tarihi

DOĞU MİSTİZMİ

BUDDHİZM

ÇİN ÖĞRETİSİ

TAOİZM

ZEN

 

HİNDUİZM I

Doğu felsefelerini tam olarak anlayabilmek için, bu felsefelerin aslında dinsel bir temele dayandıklarını sürekli biçimde göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Bu felsefi sistemlerin hedefleri, gerçekliği doğrudan doğruya ve  mistik bir biçimde tecrübe etmektir. Söz konusu tecrübe edişin doğası itibariyle dinsel bir karakter taşıması nedeniyle, Doğu felsefeleri kaçınılmaz olarak dinsel bir temele dayanmışlardır. Bu durum, Doğu gelenekleri  arasında en fazla Hinduizm için geçerlidir. Çünkü Hinduizm'de felsefe ve din arasındaki ilişki bir hayli gelişmiştir ve çok güçlü bir durumdadır. Aslında Hindistan yarı kıtasında ortaya çıkan bütün düşünce sistemlerinin temelinde dinselliğin yattığı hep söylenegelmiştir. Hinduizm, Hindistan entelektüel yaşantısını yüzyıllar boyu derinden etkilemiş ve bu ülkenin toplumsal ve kültürel geleneklerini önemli ölçüde biçimlendirmiştir.

Aslında Hinduizm, ne tam bir felsefe ve ne de tam olarak tanımlanmış bir dindir. Hinduizm daha çok büyük ve karmaşık, sayısız bölümlerden , kültürlerden ve felsefi sistemlerden meydana gelmiş, buna bağlı olarak geliştirilen birçok ritüel, merasim ve ruhani disiplinlerden oluşmuş ve çok sayıda Tanrı ve Tanrıça'lara sahip, toplum-dinsel bir organizma olarak görülmelidir. Bu büyük karmaşıklığı oluşturan her bir birim aslında Hindistan'ın coğrafi, ırksal, dilsel ve kültürel karmaşıklığının bir göstergesi ve simgesi halindedir. Bunun sonucu olarak Hiduizm, bir  yandan yüksek derecede yoğunlaşmış ve olağanüstü bir kavrayış yeteneğine sahip entelektüel bir felsefe olarak görüleceği gibi, öte yandan kitlelerin çocuksu ve saf merasimleri olarak da değerlendirilebilmektedir. Hindu dinine sahip köylülerin çoğunlukla basit bir hayat sürdürdükleri göz önünde tutulursa, dinlerini günlük hayatlarına uygun olarak ayakta tutmaları çok normal olarak algılanmalıdır. Öte yandan Hinduizm öğretisi çok sayıda ruhani öğreticiler sayesinde sonsuz derinliklere de varabilmiştir.

Hinduizm'in spritüel kaynağını yüce Veda'lar oluşturmaktadır. Veda'lar, çok eski tarihten kalma ve anonim bilginler ya da  "Veda Kahinleri" tarafından yazılmış eserlerdir. Bunlar dört büyük koleksiyondan meydana gelmişlerdir. Bu koleksiyonlar arasında en eskisi Rig Veda denilen kitaptır. Hindistan'ın kutsal dili olan Sanskitçe ile yazılmış olan bu eserler, Hinduizm'in birçok okulları için en kutsal dinsel kaynak ve otorite olmak özelliğini halen korumaktadır. Veda'ların dinsel otoritesini kabul etmeyen felsefi bir sistem, Hindistan'da  sapkınlıkla suçlanmaktadır.

Veda'lar kendi içlerinde ayrı ayrı zamanlarda oluşturulmuş olan bir çok bölümden meydana gelmişlerdir. (M.Ö.1500 ile 500). Veda'ların en eski bölümleri kutsal ilahi ve yakarışları kapsamaktadır. Daha sonra gelen bölümlerde Veda ilahileri ile ilgili kutsal merasimlere yer verilmiştir. En son bölümlerde ise (bunlara Upanişad' lar da denir), Veda'ların felsefi ve pratik yönleri ele alınmaktadır. Upanişad'lar, Hinduizm'in spritüel mesajının özünü bünyesinde toplamıştır. Upanişad'lar sayesinde Hindistan'ın  en büyük düşünürleri yaklaşık olarak 25 yüzyıl gibi uzun bir  süre içinde, düşünsel yollarını tam anlamıyla bulabilmişlerdir:

"Büyük bir silaha benzeyen Upanişadları

bir yay olarak düşün,

Meditasyonla keskinleştirdiğin bu ok

ile eşle onu.

O'nun temellerine yönelmiş bir düşünce ile

gerdikten sonra bu yayı,

Sonsuz olanı tam ortasından vurmalısın

dostum artık".   

Fakat Hintli'lerin büyük bir çoğunluğu Hinduizm öğretisini Upanişad'lar yardımı ile değil, çok tanınmış yaygın öyküler, destanlar ve renkli, geniş Hint mitolojisi aracılığı ile öğrenmişlerdir. İşte bunlar arasında sayabileceğimiz Mahabharata destanı, Hint destanının en tanınmış ve yaygın dinsel yazısı olan "Bhagavad Gita" nın ender güzellikteki ruhani şiirlerinde yer almaktadır.